Neden yanlış adamlara, kadınlara aşık oluyoruz?
Onları yanlış kılan nedir?
Bizim için bu denli yanlış olan birisi başkası için nasıl doğru kişi olabiliyor?
Kimisi tek seferde ruh eşini bulabiliyorken biz neden yıllarımızı veriyoruz ve hala bir sonuca ulaşamıyoruz? Kişilik mi bizi daha çok etkiler yoksa karakter mi? Kadınların ilk aşkı babaları, erkeklerinki anneleri midir?
Uzman Psikolog Sevgi ÇELİK
Peki böyle bir bağlantı sonraki ilişkilerimizi nasıl etkiler? Sahi “aşk” diye bir şey gerçekten var mı? Aşık olduğumuz insanlar hayatımızın hangi bölümünde, neresinde karşımıza çıkıyor? Hadi gelin bu
bölümde neden yakınımızdakileri severiz ona bakalım.
“Sevdiğim yanımda değilse bende yanımdakini severim”-E.Y. Harburg
“Güzel bir aşk için tavsiye:Uzaktakileri sevme.
Kendine yakın birini bul.
Tıpkı düzgün bir evin,
İnşasında yerel taşlar kullanılması gibi.
Aynı soğuğu yemiş
Aynı güneşten kavrulmuş taşlar.” –Yehuda Amichai,
bölümde neden yakınımızdakileri severiz ona bakalım.
“Sevdiğim yanımda değilse bende yanımdakini severim”-E.Y. Harburg
“Güzel bir aşk için tavsiye:Uzaktakileri sevme.
Kendine yakın birini bul.
Tıpkı düzgün bir evin,
İnşasında yerel taşlar kullanılması gibi.
Aynı soğuğu yemiş
Aynı güneşten kavrulmuş taşlar.” –Yehuda Amichai,
“Advice for Good Love,” Love Poems
Hiç tanımadığınız birine aşık olabilir misiniz? Uzaktan gördüğünüz birini yalnızca beğenebirsiniz. Ancak etkileşiminiz arttıkça, iletişim halinde oldukça aşık olma, sevme olasılığınız artar. Çevrenizdeki aşk hikayelerine dikkat ettiniz mi hiç? Aynı sınıftaydık, aynı iş yerinde çalışıyorduk, sürekli alışveriş yaptığım markette çalışıyordu… Bu örnekler uzar da gider. Bir aşinalık etkisi ilişkilerimizin tam da orta yerinde karşımıza çıkıyor. Tanıdıkça, gördükçe, bildikçe… Bu demek olmasın ki sürekli karşılaştığınız kişiye aşık olacaksınız, ya da siz ondan hoşlandığınız için o da size karşı ilgi duyacak. İlk karşılaşmanız olumsuzsa sonraki karşılaşmalarınızın da olumsuz olma ihtimali yüksektir.
Atalarımızın da dediği gibi gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Ama bazılarımız için bu durum hiç de geçerli olmuyor. Aradan geçen aylar hatta yıllar bu insanların sevgilerinde herhangi bir azalma
sağlamazken artışa neden olabiliyor. Bizi istemeyen, artık hayatımızda olmayan birini sevmek ne
kadar normal? Sevgimizin yüceliğinden unutamadığımızı söyleriz ama bu böyle midir gerçekten?
Saplantılı, takıntılı olmanın, bambaşka bir problemin bir göstergesidir bazen.
Yapılan bir çok araştırma kişiler arasındaki coğrafi mesafenin azalmasının ikili ilişkiler kurma olasılığını artırdığını göstermiştir. Tabi bu kimi zaman sevgiyi kimi zaman da nefreti tetikleyebiliyor.
Bir sonraki yazımızda Sigmund Freud bu konuda ne demiş gelin bir de ona bakalım. :)
Hiç tanımadığınız birine aşık olabilir misiniz? Uzaktan gördüğünüz birini yalnızca beğenebirsiniz. Ancak etkileşiminiz arttıkça, iletişim halinde oldukça aşık olma, sevme olasılığınız artar. Çevrenizdeki aşk hikayelerine dikkat ettiniz mi hiç? Aynı sınıftaydık, aynı iş yerinde çalışıyorduk, sürekli alışveriş yaptığım markette çalışıyordu… Bu örnekler uzar da gider. Bir aşinalık etkisi ilişkilerimizin tam da orta yerinde karşımıza çıkıyor. Tanıdıkça, gördükçe, bildikçe… Bu demek olmasın ki sürekli karşılaştığınız kişiye aşık olacaksınız, ya da siz ondan hoşlandığınız için o da size karşı ilgi duyacak. İlk karşılaşmanız olumsuzsa sonraki karşılaşmalarınızın da olumsuz olma ihtimali yüksektir.
Atalarımızın da dediği gibi gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Ama bazılarımız için bu durum hiç de geçerli olmuyor. Aradan geçen aylar hatta yıllar bu insanların sevgilerinde herhangi bir azalma
sağlamazken artışa neden olabiliyor. Bizi istemeyen, artık hayatımızda olmayan birini sevmek ne
kadar normal? Sevgimizin yüceliğinden unutamadığımızı söyleriz ama bu böyle midir gerçekten?
Saplantılı, takıntılı olmanın, bambaşka bir problemin bir göstergesidir bazen.
Yapılan bir çok araştırma kişiler arasındaki coğrafi mesafenin azalmasının ikili ilişkiler kurma olasılığını artırdığını göstermiştir. Tabi bu kimi zaman sevgiyi kimi zaman da nefreti tetikleyebiliyor.
Bir sonraki yazımızda Sigmund Freud bu konuda ne demiş gelin bir de ona bakalım. :)
Uzman Psikolog Sevgi ÇELİK
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder